İlçemizin Ören Yerleri

 

BALIM EVİ (Kadıncık Ana Evi):

Karahöyük'ün eteğinde, tarihi Akpınar Çeşmesi'nin arkasında bulunan Balım Evi'ne Kadıncık Ana Evi'de denmektedir. İdris Hoca'nın evi olduğu ve Hacı Bektaş Veli'yi bu evde konuk ettiği bilinmektedir. Hacıbektaş'ın en eski yapılarından olan bu ev Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce restore ettirilmiştir.

Ev birbirine ekli üç odadan oluşmaktadır. Birinci oda tek kemerli olup, üç küçük penceresi vardır. Odanın sol tarafındaki eğri duvar, yıkılmak üzere iken Hacı Bektaş Veli'nin eli ile yıkılmasını engellediği rivayet edilen duvardır. Giriş kapısının karşısındaki sol köşede, Kadıncık Ana'nın içinde gizlendiği söylenen tandır yeri bulunmaktadır. İkinci ve üçüncü odalara ayrı kapılardan girilir. Üçüncü odanın tavanı kemerli olup, her iki odanın da aydınlatma pencereleri vardır.

 

HIRKADAĞI:

Hacı Bektaş Veli'nin hırkasını yaktığı söylenen ve bu söylentiden adını almış olan dağ. Hacıbektaş'ın güney yönünde yaklaşık 15 km. uzaklıktadır. Volkanik olan Hırka Dağının yüksekliği 1670 metredir. Vilayetnamedeki söylenceye göre; Karahöyük'ün sert kışı ve soğuğundan şikayetlenen dervişler "Havası daha iyi yere gidelim" derler, Hacı Bektaş Veli, "Hakikate ulaşmak için, bu yerden daha yüce bir yer olsa idi orada otururdum." der. Birgün halifeler ve dervişlerle hırka dağına gelir. Orada bulunan, ardıcın dibinde oturur. Odun toplanıp ateş yakılır. Alevler iyice yükselince Hacı Bektaş Veli ateşin etrafında kırk defa döner. Sonra, sırtındaki hırkayı çıkarıp ateşin üstüne bırakır. Hırkanın külünü alıp havaya savurur. Etrafındakilere "İşte bu kül zerrelerinin herbirinin düştüğü yerde bir ağaç bitsin ve bu kıyamete kadar devam etsin." der.


KARAHÖYÜK:

İlçenin kuzeyinde, üzerinde yer yer çam ağacı bulunan tepedir. Hacı Bektaş Veli'nin Horasan'dan Suluca Karahöyük'e Güvercin olarak indiği ve ilk müritleri ile toplantı yaptığı söylencesinde adı geçen yerdir. Prof. Dr. Kemal Balkan tarafından 1967 yılında başlatılan ve aralıklarla sürdürülen arkeolojik kazılarda Helenistik, Roma, Frig, Hitit ve Bronz çağlarına ait katmanlar tesbit edilmiştir. Bulunan eserler arasında her döneme ait seramikler çoğunluktadır. Bir çift Priapos heykelciği bulunmuş olması, burada güçlü bir Dionisos kültürünün varlığını düşündürmüştür.


BEKTAŞ EFENDİ TÜRBESİ:

Müze dışında ve 150 metre kadar güneyindedir. Hayatı hakkında fazla bilgi bulunmayan Bektaş Efendi'nin Türbesi üzerindeki kitabeden 1603 yılında öldüğü anlaşılmaktadır.Türbe yapı itibari ile Balım Sultan Türbesine benzemektedir.Balım Sultan Türbesi'nde bulunan öndeki kemerli kısım bu türbede yoktur.


DEDEBAĞI:

Hacıbektaş İlçesi'nin kuzeyinde, ilçeye 3 km. uzaklıktadır. Dedebağı, Dergaha bağışlanmış bir yer olup, tekkelerin açık olduğu dönemde önemli ocaklardandı. Dedebağı içinde, Hacı Melek Baba ve Pehlivan Baba'nın mezarlarının bulunduğu küçük bir türbe vardır. Şeker Pınarı'da buradadır. Yeşillikler içindeki bu yer, bugün mesire yeri olarak kullanılmaktadır.


AKPINAR:

Balımevi'nin aşağısında, Karahöyük'e bakan tarafta, taştan yapılmış bir çeşmedir. Oluğun yukarısında 1187 (1773 M.) de Derviş İbrahim'in onarttığına dair yazı vardır.

BEŞTAŞLAR:

İlçenin kuzeyinde, 5 km. uzaklıkta, Çivril köyü yakınlarında beş adet büyükçe taşın bulunduğu yerdir. Hacı Bektaş Veli hayatta iken,bu taşların konuştukları, yürüdükleri, şahitlik yaptıkları söylencesi anlatılagelmektedir. Vilayetname de aktarılan söylence şöyledir:

O zaman otlaktaki sığırlara, köyden her gün bir kişi nöbetle bakarmış. İdris Hoca'nın otlaktaki sığırlara bakma sırası geldiği bir gün önemli bir işi olmuş. Hacı Bektaş Veli hayvanlara bakma işini üstlenmiş. Hayvanlar otlayarak Mucur istikametine doğru yayılırlarken, İdris'in kardeşi Sarı, öküzleri getirip bunlara katmış. Hacı Bektaş Veli de "ben bunları görüp, gözetemem, bir zarar gelirse karışmam" demiş. Sarı dinlememiş, bırakmakta israr etmiş. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli, çevredeki beş tane büyük taşa hitaben "Siz tanık olun, Hacet vaktında şehadet edersiniz" demiş. Sarı'nın öküzlerini kurt parçalamış. İş Kadı'ya düşmüş. Hacı Bektaş Veli, beş tane şahidim var demiş. Onları otlak yerine götürüp, taşlara seslenince hepsi yuvarlana yuvarlana huzura gelmiş ve tanıklık etmişler.














ATKAYA:

İlçenin güney tarafında büyükçe bir kaya parçasıdır. Hacı Bektaş Veli'nin, üzerine çıkıp, at gibi yürüttüğü söylenilen kayadır. Söylenceye göre; Akşehir'de oturan erlerden Seyyid Mahmud Hayrani'nin, bir arslana at gibi binmiş, eline de bir yılan alıp kamçı gibi kullanarak, üçyüz dervişi ile gelmekte olduğu Hacı Bektaş Veli'ye bildirilir. Hacı Bektaş Veli, bahse konu kayanın üzerine binerek, gelen erenleri karşılamaya gider. Hayrani Seyyid Mahmud, Hacı Bektaş Veli'yi bir kayaya binip kendilerini karşılamaya geldiğini görünce, ona büyük bir saygı duyar.



 

CSS Menü

 

 Copyright - 2010 Hacibektas Kaymakamligi - Tüm Hakları Saklıdır. Tasarim : defneweb.com